|
Prof. Dr. Burhanettin
Tatar`ın katkılarıyla...
 |
|
Aşağıda Tarek Manadily’nin meşhur İtalyan pipo ustası Baldo Baldi
ile 11 Şubat, 2000 tarihinde yaptığı söyleşinin çevirisini sunmaktayız.
Tarek Manadily, 1964 yılında Mısır’da doğdu (Arapça bir kelime olan
Tarek (Tarık) “vurucu” anlamına gelmektedir). Büyük dedesi Osmanlı döneminde
Mısır’a göçen bir Türktür. İngiltere’de İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine
lisans çalışmasını tamamladı ve şu an İsviçre’de farklı okullarda İngilizce
ve Arapça dersleri vermektedir. 1992 yılında pipo içmeye başladı ve kısa
zamanda gelişen pipo tutkusu onu pipo ve pipo tütünü hakkında dünyanın
sayılı uzmanlarından biri haline gelmesine yol açtı. Şu an Avrupa’nın en
meşhur pipo sitelerinden biri olan
www.theitalianpipe.com
işletmekte ve çok saygın İtalyan pipo ustalarından doğrudan elde ettiği el
yapımı pipoları internet üzerinden satmaktadır. Bu site, pipo yapımı, bazı
pipo ustaları ve bir takım pipo tütünleri hakkında sunduğu güzel bilgi ve
yorumları ile de haklı bir üne sahiptir. Kendisi ile internet üzerinden
kurduğumuz dostluk her geçen gün ilerlemektedir. Bu dostluğun bir göstergesi
olarak Baldo Baldi ile yaptığı söyleşiyi Türkçeye çevirme ve Burak Demir’in
pipo sitesinde yayımlama iznini vermiştir. Kendisine teşekkür ederiz.
Doç. Dr. Burhanettin TATAR
Haziran, 2003
|
|
|
 |
|
Genel Arkaplan
Kaç yaşındasın?
52
Eğitim durumundan söz eder misin?
Üniversiteden Mimarlık diplomam var. “Liceo Artistico” (Yüksek Sanat
Lisesi)’yu bitirdiğimde bu noktada durmamaya karar verdim. Sanat hakkında
daha fazla şeyler keşfetme azminde ve ihtiyacındaydım. Mimarlık o zaman bana
doğru yol olarak göründü ve bu yolu izlediğimden memnunum. Diplomamı 1973
yılında aldım.
Üç çocuğun var, değil mi?
Evet, üç çocuk…ancak, “bekarım”!
Şimdi pipo konusuna geçelim. Ne zaman, neden ve nasıl pipo yapmaya
başladın?
Smoking Magazine’de bu konuda bir şeyler okuyabilirsin. Bende o, bir hobi ve
tutku olarak başladı. O zamanlar iyi pipolar yapamazdım, ancak pipo yapma
yarışmasında yer aldım ve ikinci oldum. Pelissone ilk sırayı kaptı, ne var
ki o şu an hayatta değil. O zamandan itibaren kendim için pipo yapmaya
başladım. Castello pipo fabrikasında çalışmakta olan birini tanıyordum; o
bana çalışmam için birkaç gül kökü (briar) verdi. Pipo yapmaya 1977-78
yıllarında başladım. Bir gün, yanımda bir pipom olduğu halde dişçiye gittim.
Faturayı ödeyecek param olmadığı için memnuniyetle para yerine pipomu almayı
kabul etti.
Daha sonra düzenli olarak pipo yapmaya başladım ve İtalyan Pipo Kulübünün
haber bültenine birkaç reklam verdim. İlk pipolarımdan bazılarının çok kötü
olduğunu hatırlıyorum ve hala onlardan bir kısmı duruyor. Bilahare pipo
satmak için dışarıya çıkmaya ve kazancımı okul çalışmalarım için harcamaya
başladım. Bir gün babam bazı pipolarımı aldı ve Roma’daki meşhur bir tütün
satıcısına göstermek üzere gitti. Söz konusu şahıs pipolarımdan etkilendi ve
hemen siparişler verdi. Ben bu dükkana pipo yetiştirmeye çalıştım, ta ki
birkaç yıl öncesinde iflas edinceye değin. Gerçekte bu tütün satıcısı bana
pipoları A.B.D’ne satış için göndermeyi teklif etti. 1985-89 arası bunu
gerçekleştirdi. Daha sonra, 1990’da dükkan kapandı ve benim Amerikan
pazarıyla ilişkim kesildi.
Öyleyse tütün satıcısı senin pipoları Amerikan pazarında satıyordu,
değil mi?
Hayır. O pipolarımı biriktiriyor ve başlıca kendi dükkanında satıyordu.
Ancak o zamanlar bazı özel parçaları satılmak üzere Amerika’ya gönderiyordu.
O hemen tüm yıllık üretimimi satın almaktaydı, yani yaklaşık 120-150 pipo.
Pipolarım Amerika’da çok ani bir etki uyandırdı ve çok sayıda Amerikalı pipo
kolektörü yıllar boyu buraya gelip benden pipo satın aldı.
Sana pipo yapmayı kim öğretti?
Hiç kimse. Üniversitede ağaç dahil, bir çok malzeme ile nasıl çalışılacağını
zaten öğrenmiştim. Buna rağmen pipo yapmayı öğrenmem kolay olmadı. Bunun
nedeni o zamanlar bu alandaki insanların çok ketum olmaları ve bir şey
öğretmemeleriydi. Bir takım zımpara ve törpü, eğe vs ile pipo yapmaya
başladım ve hala bu yolu izlemekteyim. Üniversiteyi bitirdiğimde iç
dekoratör olarak yarım-gün çalışmaya başladım. Daha sonra 1975’te Kanada’ya
mimar olarak gidip çalışma fırsatını yakaladım. Ne var ki kader beni
evliliğe sürükledi. 1977 yılında erkek çocuğum doğduğunda tam gün pipo
yapmaya başladım.
Tarek, biliyorsun, bence pipo yapma kültürü ilerletmektedir. Şayet bazı
pipolara bakarsan, bu şekilleri makine ile yapanın imkansız olduğunu
görürsün. Bu yavaş bir süreçtir ve sonuçta ortaya bir eser çıkar. İnsan
elinin duyarlılığı ile karşılaştırılabilecek hiçbir şey yoktur.
Sana ilham kaynağı olan özel bir pipo ustası veya pipo markası var mı?
Bana göre Castello Pipo fabrikasındaki Scotti maksimum düzeydi ve o çok
güzel pipolar yaptı. Bugün pipo markasını hatırlamıyorum; belki bir parça
fazla reklamı yapılmış olabilir. Scotti gerçek bir sanatkardı. Ben kendi
yolumdayım ve kendi başıma çalışmaktayım. Korkarım bu şekilde öleceğim. Şu
anki çalışma tarzım her zamanki çalışma tarzımdır. Hiçbir şey değişmedi.
Daima pipolarımın kalitesini artırmak için azim ve ihtiyaç söz konusudur
ancak bu pipolarımı bugünkü konumuna eriştiren yaklaşımı terk etmeksizin
gerçekleşebilir. Bir pipoyu harika yapan onun küçük detaylarıdır, sözgelimi,
shank (pipo boynu) ile pipo lülesi arasındaki bağlantıya karşı özel
hassasiyetim vardır; bu çok fazla dikkat sarf ettiğim bir detaydır.
Çok gizemli bir pipo ustası olarak tanınıyorsun? Bu kasıtlı mı? Şayet
doğruysa, neden?
Bu bir şahsiyet konusudur. Hayatı çok seviyorum, ve şimdi bedelini ödüyorum!
Her zaman çevrede güzeli aradım, ancak güzel izafidir hemen her alanda.
Kültür icat edemezsin. Ben sanatkar olmaya inanırım, zenaatkarlığa değil.
Gençliğimde heykeltıraş olmayı istedim ve bu alanda çok sayıda araştırma
yaptım.
Bu senin kasıtlı olarak spot ışıklarından kaçındığın anlamına gelir
mi?
Hayır, kesinlikle hayır. Her zaman yaptığımdan büyük zevkler aldım. Her
zaman pipoları kendim için yaptım; elbette, başkaları senin üretimini takdir
ettiğinde işin zevki artar.
Kullanılan Materyaller
Ne tür gül kökü kullanıyorsun?
Liguria (İtalya) ve Provence (Fransa) bölgelerinden toplanan gül köklerini
kullanıyorum. 15-20 yıllık gül kökünü kullanıyorum. Bazen onları henüz taze
iken satın alıyor ve sonra uzun yıllar bir kenarda bırakıyorum. Şu an gül
kökü almaksızın yıllarca pipo yapmaya devam edebilirim. Elimde ölçü ve
kalite açısından adı duyulmadık gül kökü (ebouchon) var bende. Zamanı
gelince onlardan bir tane alır ve tasarladığım bir pipoyu yaparım. Ben daima
düz damarlı gül kökünü araştırırım.
Gül kökünü nasıl bir işleme tabi tutuyorsun?
En doğal yolu kullanıyorum: doğal havanın kendi işini yapmasını beklerim.
Acelem yok. Açıkçası büyük üretim yapan ve çok sayıda işçi ve usta
barındıranların masrafları çok fazla; bu yüzden onlar ağacın çabuk
kurumasını sağlayan daha hızlı yöntemlere baş vurabilirler. Ben yalnız
çalışıyorum ve bu nedenle acil durumum yok. Gül kökünü çuvallarda saklıyor
ve yıllarca havanın onları kurutmasını bekliyorum.
Diğer tür gül kökleri ile çalıştın mı? Şayet doğruysa, ne ile?
Hayır, daima bu iki tür gül kökü ile çalıştım. Bununla birlikte bir kez
Korsika gül kökünü denedim. Fena değildi…
Logonun arkasındaki öykü nedir?
Başlangıçta, o bıçakla kesilmiş ve plexiglas ile doldurulmuş haldeydi.
Logomun daima basit ancak uyumlu olmasını istedim; bana göre o hoş, zarif
bir hilale benziyor. Şu an onu iki akrilik maddenin karışımı olan
“Syntonite” kullanarak yapıyorum.
Ne zaman pipoyu amber ağızlık ile birleştiriyorsun?
Buna genelde ağacın damarına bakarak pipo yapmadan önce karar veriyorum;
bazı durumlarda amber ağızlık piponun güzelliğini artırıyor. Her neyse,
amber ağızlık ile nadiren pipo yapıyorum. “Bulutlu” ambere özel bir
düşkünlüğüm var; şeffaf olanı da güzel. Ne var ki, pipo içildiğinde
ağızlığın içi kararmaya ve kirlenmeye başlıyor ve şeffaf ağızlık tabi ki
bunları gösteriyor.
Yalnızca akrilik ağızlık mı kullanıyorsun? Yoksa vulkanit olanı da mı?
Akrilik, kumberland ve bazen amber. Vulkanit ile asla çalışmadım.
Vulkanit’in hoş ve rahat olduğunu biliyorum; ne var ki o kısa zamanda
rengini yitiriyor.
Pipo Yapımı
Pipolarını nasıl yapıyorsun, adım adım (şayet
mümkünse)?
Çoğu kez, pipo fikri geceleyin beni dürtüyor. Hemen kalkıp kağıda resmini
çiziyorum. Ertesi gün, gidip o şekil için uygun gül kökü buluyorum. Ara sıra
iki ayrı işle aynı zamanda uğraşıyorum. Bir zamanda bir adım atıyorum, delme
işleminden uzun zaman alan zımparalama ve fırçalamaya değin.
Bir pipo şekline karar verirken en önemli unsur nedir?
Kesinlikle kökün damarı. Mümkün olduğu kadar damarı izlemeye çalışıyorum.
Pipo yaparken sana kim yardımcı oluyor?
Hiç kimse.
Baştan sona bir pipo yapmak ne kadar zaman alıyor?
5 ile 8 saat arasında. Sık sık ara vermeksizin bütün gün çalışıyorum ve
sonra büyük bir kum tanesi ortaya çıkıyor. Bu piponun ve saatler süren
çalışmanın sonu oluyor. Bazen pipoya ve kendime meydan okuyor ve sonuçta
istediğimi ağaçtan elde ediyorum. Ancak bu çok zor. Bazen ne istediğimi tam
bilerek pipo yapmaya başlıyorum, fakat sonunda tamamen başka bir şey ortaya
çıkıyor.
Neden pipolarını sınıflamıyorsun?
Basit: git ve bir ressama neden tablolarını sınıflamadığını sor. Bütün
bunlar izafi ve öznel. Şayet iyi olduğunu düşünürsen o iyi; rezil olarak
görürsen o rezildir.
Tercih ettiğin pipo şekilleri var mı?
Klasik şekilleri kendi yorumumla yapmayı seviyorum. Sık sık “heykelcikler”
de yaparım. Her zaman daha çok heykel özelliği olan şeyleri yapma azmini
duymaktayım.
Tercih ettiğin özel klasik şekiller var mı?
Belki Kanadalı (Canadian) ve Lovat, ancak kendi yorumladığım şekliyle…
kitaplara göre değil. Sözgelimi, ağızlık pipo şeklinin görünüm ve
tanımlanmasında önemli rol oynar. Kendi ağızlıklarımı daha önce yapmaya
başladığımda (bugün kullandıklarımı) bu alandaki kişiler kaçık olduğumu
düşündüler. Onlar farklılığı kabullenemediler.
Üretim ve Dağıtım
Amerika’ya pipo pazarlamaya ne zaman başladın?
1984-85’ten 1989-90’a kadar.
Amerikan ithalatçısı olarak kiminle çalıştın?
Michael Butera, sigortacı olarak çalışırken, buraya gelir ve gül kökü satın
alırdı; bu 1980’li yıllardaydı. O benden pipo da satın alırdı, ancak sadece
içmek için. Bana pipo yapımı konusunda sonu gelmez sorular sorardı. Daha
sonra kendisi pipo yapmaya başladı. Bilahare Bob Hamlin ve Barry Levin
buraya gelip pipo satın aldılar. Onlara kendi pipolarımı vermeye başladım.
Ancak bu uzun sürmedi. 1994-95 yıllarında bu iki adam ve ben Roma’da
karşılaştık ve onlarla bir kontrat imzaladım; o gün benden 18 pipo satın
aldılar. Üzücü olan, Barry’nın daha sonra vefatıydı ve tabi ki tüm anlaşma
ortadan kalktı. O zamandan sonra Amerika’ya pipo satmıyorum.
Neden üretimin daima sınırlı?
Her zaman sınırlı oldu. Çok sıkı çalıştığımda, yılda 200’e varan pipo
yapabiliyordum. Ancak bu geçmişte kaldı. Şimdi yıllık üretimim çok küçük.
Her şeyin ötesinde nicelik değil, nitelik önem arz ediyor.
Şimdiye kadar bir yılda ürettiğin en çok pipo sayısı nedir? Hangi yıl?
Her yılı söyleyemem, fakat tam gün pipo yapımcısı olarak çalıştığım ilk
yıllarda bir kez tüm ay çok sıkı çalıştım ve yaklaşık 60 pipo yaptım.
Sonunda bazı pipolarımın kalitesinden hoşnut olmadım ve daha sonra asla bu
şekilde çalışmadım. Şu an sıkı çalıştığımda ayda 20 pipo yapabilirim. Yaz
aylarında asla bu kadar çok pipo yapamam.
Pipolarını İtalya’da kim biriktiriyor?
Farklı İtalya şehirlerinde üç pipo dükkanında bazı pipolarım var. Ancak bu
sınırlı bir dağıtım, şayet böyle adlandırabilirsem.
İtalya’dan başka ülkelerde pipoların satılıyor mu?
Hayır. Şimdi sadece sen!
Neden pipoların çok pahalı?
Bu pipoları yapma tarzımdan kaynaklanıyor. En azından İtalya’da bu şekilde
çalışanın yalnızca ben olduğuna inanıyorum. Yalnızca zımpara kağıtları,
törpü, eğe vs. ile çalışıyorum ve dediğim gibi, bir pipo sıkı çalışarak iki
tam günümü alabilir. Çalışırken kendimi atölyeye hapsederim ve yeme içme
olmaksızın tüm gün orada kalırım; sadece pipolarımın ve yeterli tütünümün
yanımda olduğundan emin olmalıyım.
Pipo İçimi ve Hobiler
Pipo içicisi ve ustası olarak senin favori pipo
markası nedir?
Öncelikle kendi pipolarım. Ancak bir çok Castello ve Buzzi’nin verdiği
Brebbia pipom var.
Özel koleksiyonunda kaç pipon var?
Yaklaşık 150.
Neye göre bitirdiğin bir pipoyu saklamaya karar veriyorsun?
Diğer insanların en iyi pipolarıma sahip olmasını, onları beğenmesini ve
onlarla mutlu olmalarını isterim. Bazen özel bir şekli arzu eder ve onu
kendim için yaparım. Yaptığım bir pipoyu yıllar önce bir kenara koyar ve
özel bir günde onu içmeye niyetlenirim. Onu kendim için yaparım, yalnızca
kendim için.
Ne zaman yeni bir pipo seçmeye ve ilk kez onu içmeye kara verirsin?
Kendime bir hediye vermek istediğimde.
Bu ne kadar sık olur?
Yılda 4-5 kez.
Favori bir pipon var mı? Nedir ve neden?
EVET. Düzenli olarak içtiğim yaklaşık 40 pipom var. Tarek, biliyorsun, bu
her zaman bir duygu konusu. Bu pipo ile ilgili hatıralara bağlı bir olay.
Aynı şey tütünler için de geçerli. Pipo içmeye başladığımda özellikle Prince
Albert içtim. O sıralarda o büyük paketler içinde satılırdı ve onu sevdim.
Yaklaşık 6 yıl sonra ve onu içmeksizin geçen yıllar sonra bu büyülü günleri
tekrar yaşamaya karar verdim. Gittim ve büyük bir paket Prince Albert aldım.
Ne hayal kırıklığı!Bir çok güzel hatırayı temelinden yıktı. Belki de bu
kendi hatamdı; belki ben değiştim.
Favori tütünlerin nelerdir?
St. Bruno ile Park Lane No. 7 karışımını içmekteyim. Escudo’yu da severim.
Ve şimdi senin yüzünden Gawith Full Virginia ve Flakes No. 7 içiyorum.
Her gün kaç kez pipo içiyorsun?
Yaklaşık 50 gr. tütün bir buçuk gün bana yetiyor. Haftada 250 gr. tütünü
rahatlıkla içerim.
En tercih ettiğin pipo zamanı hangisi?
Belki yatağa girmeden hemen önceki. Ancak tekrarlarsam, yataktan kalktığımda
ilk işim pipomu ve bir fincan kahveyi aramak. Bunu banyo yapmadan önce de
yaparım.
Ne zamadır pipo içiyorsun?
Yaklaşık 35 yıldır. Başladığımda 17 yaşındaydım.
Boş zamanlarında ne yapıyorsun?
Tenis oynarım. Sanat galerilerine giderim. Her zaman güçlü duyguları
araştırırım. Bazen belirli bir halk meydanına gitmek bana kafidir; özellikle
eşsiz bir anıt veya heykel bulunan bir meydana. Biz İtalyanların takdis
edildiğine inanıyorum. Sözgelimi, Venice ve Florence’ye ve oradaki kültüre
bak.
Ayrıca ayakkabı biriktiriyorum. 140’tan fazla ayakkabım var; bir çok dolabım
yalnızca ayakkabılarla dolu. Müziği de severim. Güzel sesler bana inanılmaz
güçlü duygular veriyor. Klasik müzikten Caz ve Blues’a kadar farklı müzikler
dinlerim.
Kanaatince bir İtalyan piposunu ayıran şey nedir?
Akdeniz tutkusu. Biz yaptığımız işe tutkumuzu karıştırırız. Ayrıca belli bir
sanat akımına bağlı kalarak yeni bir dizayn araştırma azmini duyarız.
Picasso ve Dali gibi meşhur sanatkarların eserlerinden ilham alarak pipolar
yaptım. İtalyan pipolarının sadece şimdi değil, her zaman farklı derecelerde
popüler olduğuna inanıyorum.
Pipo yapmanın sırlarını kimseye öğretiyor musun?
Hayır, kimseye öğretmiyorum. Çalıştım, ancak şimdi yalnız çalışmaktan
memnunum. Yalnız çalışmayı tercih ederim, etrafımda kimse olmaksızın. Küçük
atölyemde tüm gün yalnız kalırım. Bu belli bir mentalite ve şahsiyet
istiyor. Bu şekilde iyiyim. Diğer taraftan kendime iyi bakarım. Dünyanın en
iyi şarap ve şampanyalarından bulundururum. Yemek pişirmeyi severim ve bir
kez onlarca kişiye akşam yemeği hazırladım. Bu şekilde bir hayat
sürmekteyim.
Gelecekte pipo yapmaya devam edecek misin? Neden?
Kesinlikle pipo yaparak yaşayacağım ve bu benim amaçladığım bir şey. Pipo
yapmak benim bir parçam oldu ve söz veriyorum, bundan vazgeçmeye niyetli
değilim.
|
|
|
|
Prof. Dr. Burhanettin
Tatar`ın katkılarıyla...
|
|